İklim krizi: BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre krizle mücadele için kritik 5 adım

İklim krizinin etkileri ve riskleri hakkında uzun süredir detaylı raporlar hazırlanıyor ancak dünyanın bu sorunu nasıl etkili şekilde çözebileceği konusu üzerinde bugüne kadar daha az duruldu. Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin 4 Nisan’da yayımladığı rapor, bu eksikliği dolduran önemli bir rehber niteliğinde. Raporda bilim insanları dünya genelinde enerji üretimi ve tüketiminde bir devrim çağrısında bulunuyor.

Küresel ısınmanın tehlikeli etkilerini önlemek için karbon salımlarının üç yıl içinde zirveye çıkması ve bundan sonra hızla düşmesi gerekiyor.

Bilim insanlarına göre bu durumda bile, havadan karbondioksit gazını soğuracak karbon yakalama ve saklama teknolojilerine ihtiyaç duyulacak.

İşte araştırmacıların dünyayı güvende tutmak için kritik olduğunu belirttiği beş temel fikir:

1 – Fosil yakıt çağının sona ermesi

IPCC’nin 63 sayfalık politika yapıcılar için özeti, dipnotlar ve uzman yorumlarıyla oldukça yoğun bir rapor. Buna rağmen bilim insanlarının ana mesajı oldukça net: Küresel ısınmanın tehlikeli etkilerinden sakınmak için fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerekiyor.

Rapora göre, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için salımların 2025 yılına kadar zirveye ulaşması ve 2030’a kadar yüzde 43 oranında azaltılması gerekiyor.

Bu geçişi sağlamanın en etkili yolu, rüzgar ve güneş gibi sürdürülebilir kaynaklardan enerji üretmek.

Bilim insanları, bu teknolojilerin maliyetlerindeki düşüşe dikkat çekiyor. 2010-2019 arasında güneş enerjisi üretim maliyetleri yüzde 85, rüzgar maliyetleriyse yüzde 55 oranında düştü.

Ukrayna’daki savaş, Avrupa’daki hükümetleri bir kez daha karbon yoğunluğu açısından ilk sıralarda yer alan kömüre yöneltti ancak enerji bağımsızlığına giden tek yolun temiz enerji kaynakları olduğuna dair geniş bir siyasi kabul var.

IPCC, ısınmaya etkisi nedeniyle politikacılara kömürün kalıcı olarak terk edilmesi gerektiğini söylüyor.

IPCC koordinatörlüğünü yürüten Leeds Üniversitesi’nden Prof. Jan Christoph Minx, “Bence bu çok güçlü bir mesaj, yeni kömürlü termik santrallerine yer yok. Aksi takdirde 1,5 dereceyi riske atıyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Bence buradaki en önemli mesaj, fosil yakıt çağının sona ermesi gerektiği. Ve sadece bu çağı kapatmak yetmiyor, çok hızlı bir şekilde kapatmamız gerekiyor.”

2 – Karbondioksit giderimi

İklim krizinin etkileri yoğunlaşırken karbon salımları artmaya devam ettiğinden, araştırmacılar teknolojinin atmosferdeki karbondioksiti hem sınırlama hem de azaltmadaki rolünü tekrar gözden geçiriyor.

IPCC’nin son raporu karbondioksit giderimini (CDR) teşvik ederek fikrin yaygınlaşmasının önünü açıyor.

Bilim insanları, ağaç dikimi ya da hava filtreleme makineleri gibi karbondioksitin atmosferden giderilmesini sağlayan yöntemler kullanmadan ısınmanın sınırlanamayacağı görüşündeler.

Ancak bu oldukça tartışmalı bir konu.

IPCC’yi fosil yakıt üreten ülkelere boyun eğmek ve özünde kanıtlanmamış teknolojilere çok fazla vurgu yapmakla suçlayan doğa odaklı hak mücadelesi yürüten gruplar bu fikre karşı çıkıyor.

Berlin merkezli sivil toplum kuruluşu Heinrich Böll Vakfı’ndan Linda Schneider, “Gördüğüm en büyük eksiklik, raporun fosil yakıtların hızla terk edilmesi konusunda çok zayıf olması” dedi ve ekledi:

“Raporun, çalışıp çalışmayacağını bilmediğimiz teknolojilere bel bağlamadan 1.5 C hedefini ıskalamayacak, en güvenilir yolları ortaya koyması gerekirdi.”

3 – Talebi frenlemek

IPCC’nin sonra raporunun daha önceki yayınlardan en önemli farklarından biri, sosyal bilimlerin daha fazla ön planda olması.

Bu bağlamda temel olarak insanların barınma, seyahat ve beslenme alanlarındaki enerji talebinin nasıl azaltılacağına odaklanılıyor.

Buradaki tartışmalar düşük karbonlu diyetlerle beslenmek, gıda israfını önlemek, düşük karbonlu yaşamı teşvik eden kentsel tasarım ve insanları doğa dostu ulaşım seçeneklerine yönlendirmek gibi çok sayıda alanı kapsıyor.

IPCC, bu alanlardaki değişikliklerin 2050 yılına kadar bu sektörlerden kaynaklanan emisyonları yüzde 40 ila 70 oranında sınırlayabileceğine ve aynı zamanda refahı iyileştirebileceğine inanıyor.

Bu oldukça iddialı bir hedef ancak rapor oldukça spesifik ayrıntılara giriyor. Bilim insanları hükümetlerin teşvikler sunmasıyla bu değişikliklerin gerçekleşebileceğini söylüyor.

4 – İklim kriziyle mücadeleyi ertelemenin maliyeti artıyor

İklim değişikliğiyle mücadelenin yüksek maliyetli olduğu argümanı ertelenmesinde etkiliydi.

Ancak son yıllarda iklim felaketlerinin mali zararı istikrarlı bir şekilde arttıkça bu argüman geçerliliğini yitirdi.

Ve şimdi IPCC, maliyetler konusunda ağırlığını koyuyor ve dünyayı dönüştürmenin daha az maliyetli olduğunu söylüyor.

IPCC, sürdürülebilir enerji yerine fosil yakıtlara çok fazla finansman ayrıldığını belirtiyor.

Greenpeace’e göre, hükümetler fosil yakıt sübvansiyonlarını durdurursa bu, salımları 2030 yılına kadar yüzde 10’a kadar azaltabilir.

IPCC uzun vadede iklim değişikliğinin neden olduğu ekonomik zararı gösteren modellerin, küresel ısınmayı bu yüzyılda 2 derece ile sınırlamanın küresel maliyetinin, ısınmayı daha sonra azaltmanın küresel ekonomik faydalarından daha düşük olduğunu ıspatladığını söylüyor.

Önlenen hasarlar, daha temiz hava ve su gibi çok çeşitli ortak faydalar göz önüne alındığında, sıcaklıkları 2 derecenin oldukça altında tutmanın maliyeti pek fazla değil.

University College London’dan raporun Koordinatör Başyazarı Prof Michael Grubb, “Raporda tüm senaryolar arasında en agresif olanları bile, varsayılan yıllık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) büyüme oranının en fazla yüzde 0,1’ine mal oluyor” dedi.

5 – En zengin kesimin rolü

Raporda, en zengin insanların küresel ısınmadaki ağırlıklarına yeniden vurgu yapılıyor.

IPCC’ye göre, kişi başına en yüksek salıma sahip hanelerin yüzde 10’u, hanehalkı tüketiminden kaynaklanan sera gazı salımlarının yüzde 45’inden sorumlu.

Rapor, dünyanın en zengin insanlarının, özel jetler de dahil olmak üzere, seyahat için çok fazla para harcadığını söylüyor.

Bu durum en zenginlere yönelik ek vergiler veya salımların azaltmasına yönelik diğer uygulamaların önünü açabilir mi?

Durum böyle olabilir, ancak IPCC yazarlarının bir bölümü, zenginlerin “net sıfır” hedefi için daha farklı roller oynayabileceğini düşünüyor.

Exeter Üniversitesi’nden IPCC Başyazarı Prof Patrick Devine-Wright, “En zenginler salımlara orantısız bir şekilde katkıda bulunuyor ancak salımlarını azaltırken yüksek refah düzeylerini ve yaşam standartlarını koruma potansiyelleri yüksek” dedi.

Devine-Wright, “En zenginlerin düşük karbonlu yaşam tarzları için rol model haline gelerek, düşük karbonlu işletmelere ve diğer fırsatlara yatırım yapmayı seçerek ve katı iklim politikaları için lobi yaparak salımları azaltabilen yüksek sosyoekonomik statüye sahip bireyler olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

İklim krizi: BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporuna göre krizle mücadele için kritik 5 adım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.