Asıl soykırımı Ermeni çeteleri yaptı

Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programına konuk olan Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir, 1915 olaylarıyla ilgili olarak konuştu. 1918’de Doğu bölgesine gelmiş olan Amerikalı general Harlbord’un ABD Senatosu’na sunduğu iki raporuna dikkat çeken Karebekir, “Türkler, Ermeniler’e kötü davranmamıştır” şeklindeki nota işaret etti.

ABD Başkanı Joe Biden ve yönetiminin yaptığı ‘soykırım’ nitelemesine tepki gösteren Timsal Karabekir, şöyle konuştu: “Bir kere tarihçilerin işine siyasilerin karışması son derece abes. Burada Biden’ın verdiği karar bizi hiçbir şekilde bağlamıyor. O kararın altında neler yatıyor, ne vaatler var onu araştırmak gerekir. Her Türk evladı gibi bunu reddediyorum, lanetliyorum.”

ERMENİ BAŞBAKANI’NIN SÖZLERİNİ ANIMSATTI

Konuşmalarında ilk Ermeni Başbakanı Kaçaznuni’ye atıfta bulunan Karabekir şu ifadeleri kullandı: “Osmanlı ‘sadık teba’ diye son derece sevdiği değer verdiği bir grup Ermeni vatandaş yaşıyor. Milletvekili, kuyumcular, bakanlar var. Hiçbir şekilde ayrım yapılmıyor. Birdenbire Osmanlı delirdi, çıldırdı bunları tehcire tabi tuttu. Hiç kimse ihanet lafından bahsetmiyor bir kişiden başka. Ermeniler’in ilk başbakanı Ohannes Kaçaznuni 1923 yılında bir Taşnak kongresinde diyor ki: “Osmanlı tehcirde haklıydı, biz ihanet ettik”. Bu çok önemli bir cümledir. Suyun başındaki adam, biz bunu yapmasaydık zorunlu göçe tabi tutulmayacaktık diyor”.

KARABEKİR’İN ABDULLAH PAŞA’YA ETTİĞİ SİTEM

“Osmanlı arşivlerini açıp baktığımız zaman “Her kafileye doktor verilsin, her hamile kadına süt verilsin, döndükleri zaman borçları ertelenmiş olsun, malları kendilerine geri verilsin”… Böyle soykırım olur mu? Yani Hitler Musevilere sütüyle, doktoruyla, malıyla mı muamele etti?” diye konuşan Timsal Karebekir, sözlerinin devamında şunları dile getirdi: Kazım Karabekir İstanbul’a gelir gelmez Harbiye Nazırı Abdullah Paşa’ya çıktım. Paşam ben size Doğu’daki mezalimini içeren vesikalar gönderdim, niye bastırmadınız? diyor. Abdullah Paşa ‘bunlardan hiç haberim yok Kazım’ diyor. Kendi imkanlarıyla risale olarak bastırıyor. İki sene önce Iğdır’da sempozyumunda bir İtalyan ve Afganlı profesörün sözlerini utanarak duymak zorunda kaldım. Dediler ki, ‘Sizin bu çektiklerinizi bizim lisanımızla hiçbir şekilde duyurulmadı’.

Karabekir sözlerini şöyle sürdürdü:

“ÇİVİ İLE ASILMIŞ CİĞER VE KALPLER VARDI”

Genel Harbord iki rapor yazıyor. Karabekir Erzurum Vali vekili ve Belediye Başkanı gelen misafiri kaleye çıkarıyor. Kaleden ‘Sayın general buradan bu ucuna kadar gördüğünüz tüm mezarlar burada yaşamış, ölmüş Türk mezarlığıdır. Şurada ufacık mezarlık Ermeni mezarlığıdır’. İkinci rapor Amerikan Senatosu’na sunulan rapordur. Çok önemlidir. General Harbord gelince Ermeniler etrafında kendisine bilgi verirken. Karabekir Alaca köyü raporunu veriyor. Diyor ki: Bütün çocuklar süngülenmiş, yaşlılar ve kadınlar samanlıklarda yakılmış, gençler baltalarla parçalanmış. Çivi ile asılmış ciğerler ve kalpler görülüyordu.
Bu sadece Erzurum’la sınırlandırılmış değil. Doğu’da ızdırap çekmeyen aile göremezsiniz. Yanarak ölmüş, süngülenmiş insanlarımızı duyarsınız. Bize soykırım olmuyor da, niçin bir şekilde kendini korumaya kalktılarsa, Ermeniler’e soykırım oluyor. Anlaşılmış değil bu laflar.

“TÜRKLER ERMENİLER’E KÖTÜ DAVRANMAMIŞTIR”

Karabekir’in Alaca raporundan sonra General Harbord, şunu yazıyor: “24 Nisan Amerikan Senatosu’nda sunduğum rapordur. Erzurum’a gittim olay yerinde inceledim. Esas yok edilmeye çalışanlar Türkler’dir. Türkler Ermenilere kötü davranmamıştır. Demek ki birtakım cehaletli insanlar tarihini bilmeden bu tür kararlar verebiliyor diyebiliyorum. Çok fazla da bir sürpriz olmadı. Biz her sene o başkanın dudaklarından ne kelime dökülecek diye sinirlenerek bekliyordum. Dilinin altındaki çıkarttı. 1948’de bu konu tamamıyla kapanmıştır. Soykırım sözü 1948’de bizlere asla bir suçlamayla verilmemiştir. Hangi dinden olursak olalım, birbirimize iyi davranmakla bu acıları inşallah yok etmeye çalışırız ama bu haksızlığın üstüne gitmemiz lazım. Esas soyunun kesilmesi istenen kendi vatanımızda bizim ecdadımızdı.

“TÜRK, KÜRT VE ÇERKESLERİN DEDELERİ SUÇLANMAKTADIR”

Programa katılan tarih profesörü Erhan Afyoncu, Fatih Altaylı’nın ‘Kararın hukuki sonuçları var mıdır? HDP Genel Merkezi son derece nahoş bir açıklama yaptı. ABD Başkanı’nın beyanatına destek veren algılandı. Ben bunu ciddi bir aymazlık olarak gördüm. O dönemde suçlanan Osmanlı tebası. Kürtler de var’ değerlendirmesine şu yorumu yaptı:

Biden’ın bu konuda hukuken bir şey olamayacağı, Türkiye’yi bağlamayacığı ifade ettiği söyleniyor.Bizimle ilgili yarın öbür gün, Türkiye’yle çıkarları çatıştığı anda bunları aleyhimize kullanırlar. Türkiye’de gerekli cevabı verecektir.Türkiye’de bir siyasi partinin yaptığı son derece nahoş bir olaydır. Biz bu ülkede Türk, Türk, Çerkez hatta Ermeni, Rum sayıları az da olsa benim ne kadar hakkım varsa onların da hakkı vardır Türkiye Cumhuriyeti’nde. Esas orada suçlanan Türkler değil. Açsınlar Berlin Anlaşması’na baksınlar kimler suçlanıyor? Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasal bir partiye yakışan bir hadise değildir. Sırf amaç belli yerlere zarar vermek içindir. Orada suçlanan benim dedem olduğu kadar o ifadeyi yazan HDP’linin de dedesidir. Varlık mücadelesini o dönemde Kazım Karabekir Paşa başarılı olmasaydı Doğu Anadolu’da Ermeni devleti kurulacaktı. Bundan da en fazla müzdarip olacak olan da Kürtler’di. Bu hadisede Türk-Kürt ayırt edilmeyen milli meseledir. Burada hepimizin dedesi suçlanmaktadır. Kürtlerin, Türklerin, Çerkeslerin dedeleri suçlanmaktadır. Bu daha su kaldırır, ama en azından şundan kurtulduk. Her 24 Nisan’da ısıtıp ısıtıp önümüze getirdiler. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti kurtuldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir